Hayvanlar Alemi...

Çevremiz, çevre sorunları, doğal yaşam ve hayvanlar alemi.

Moderatör: meriçnuray

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 17 Mar 2008, 12:36

Kartallar

Özellikleri


Kanatları ve kuyrukları geniş bacakları tüylü iri yırtıcılardır. 2-3 yılda ergenliğe ulaşırlar. Uçuşta sıkça dönerek yükselirler, belirgin parmakları (el teleklerinin uçları) yukarı kıvrılır. Ormanlar ve dağlarda yaşarlar. Kaya girintilerinde ve ağaçlarda yuva yaparlar. Kartallar tek eşlidir. Yaşamları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar. Yuvaları genellikle kolay ulaşılamayacak yerlerdedir. Yuvayı bıraktıkları bir ya da birkaç yumurtanın kuluçka dönemi altı-sekiz hafta sürer. Yavruları yavaş gelişir ve ancak üç ya da dört yaşına giren kartalların erişkinlere özgü tüyleri çıkar.Önemli özelliği ise çok uzak bir şeyi yakın görürler

Resim


Türler


Kaya kartalı (Aquila chrysaetos)
Şah kartalı (Aquila heliaca)
İspanya imparator kartalı (Aquila adalberti)
Bozkır kartalı (Aquila nipalensis)
Esmer kartal (Aquila rapax)
Büyük orman kartalı (Aquila clanga)
Küçük orman kartalı (Aquila pomarina)
Verreaux kartalı (Aquila verreauxii)
Gurney kartalı (Aquila gurneyi)
Wahlberg kartalı (Aquila wahlbergi)
Kama kuyruklu kartal (Aquila audax)
Tavşancıl (Aquila fasciatus)
Küçük kartal (Aquila pennata)


Kaya Kartalı

Kaya kartalı (Aquila chrysaetos), Altın kartal olarak da bilinir, atmacagiller (Accipitridae) familyasından büyük ve kahverengi bir kartal türü.


Özellikleri Boy 75-88 cm, kanat açıklığı 204-220 cm'dir. Başı altın rengine yakındır. Alttan kanat telekleri örtü tüylerinden ve gövdesinden açık renklidir. Gencinin gövdesi siyaha yakındır, uçuşta beyaz kanat içi ve kuyruk dibiyle rahatça ayrılır. Başını ve boynunu ileri uzatır, kanadı gövdesine doğru daralır, kuyruğu diğer kartallardan uzun ve deniz kartalları gibi kamalı değil, küttür. Uçuşta görkemli ve zariftir, diğer kartallardan farklı olarak süzülürken ve dönerek yükselirken kanatlarını yukarı kaldırır.

Yaşam şekli

Ötüşü şahin gibi bir 'tuii-u'. Diğer bir ötüşü havlamaya benzer. Kayalık dağlarda ve dağlık ormanlarda yaşar.




Resim


Resim


Resim


Fi tarihinde bütün kuşlar Kafdağı’nın ardından yuva yapmaları için dağıtıldığında, bir çoğu gördüğü ilk ağaca çöreklendi. Daha güvenli olduğu için ağaç kovuklarını tercih edenler de oldu. Kümese doluşanların haddi hesabı belli değildi zaten. İçlerinden biri ne ağaca baktı ne kovuğa ne kümese ne de bir başka şeye… Düşünmeden yükseldi. Dağlar, bayırlar geçti. En sert, en yalçın, en tehlikeli dağa ulaştı ve oraya yaptı yuvasını. Sonra tekrar Kafdağı’nda toplandılar.

Fi tarihinde, bu sefer avlanmaları için tekrar salıverildiler. Çoğu bulduğu ilk leşi av saydı, kimi sinek kovaladı, kimi de çöplükleri falan eşeledi. Fi tarihinde yuvasını zirvelerdeki sert kayaların arasına yapan o kuş, ne leşe baktı ne sinek kovaladı ne çöpleri eşeledi. Aldı başını ve adam gibi avlanmaya gitti. Gözüne kestirdiğinin ayaklarını yerden kesiyordu. Sonra tekrar toplandılar Kafdağı’nın eteklerinde.

Bi tarihinde uçmaları için tekrar salıverildi bütün kuşlar Kafdağı’ndan. Kimi dala budağa kondu, kimi sadece yürüdü, kimi uçan şeylerin üzerine yapıştı, yorulmadan uçtu. İçlerinden biri, fi tarihinde akıl almaz dağlara yuva yapan, zi tarihinde avını canlı, mertçe yakalayan o kuş yükseldi. En tepelere çıktı. Zirveleri zorladı. Onun üzerinde uçan şeylere tahammülü yok gibi uçuyordu adeta. Sonra felek emir verdi, tekrar Kafdağı’nın arkasında toplandı bütün kuşlar. Zirveleri zorlayan, avlanırken asaletine zarar vermeyen o kuş hariç, hepsi toplandı. Felek çok kızdı bu duruma ve daha sonra özel olarak davet etti o kuşu. Sert bir şekilde sordu:

- Neden bütün kuşlar emrime itaat edip geldiği halde sen büyük toplantıya gelmedin? dedi.

- Siz kuşları çağırmıştınız efendim; ama onların yaptıklarına bakınca görüyorum ki ben bir kuş değilim. Ben kartalım, dedi.

Bu açıklamasından sonra felek hak verdi kartala. Kainatta kendi seviyesinde hiçbir kuş bulamadığı için hayatı boyunca hep yalnız uçmak zorunda kaldı kuşların şahı kartal.





Resim

Resim

Resim

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki
seçimden birini yapmak zorundadır:

- Ya ölümü seçecektir,
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir…

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.
En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine
20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.


Resim



kaynak-kelebekforum
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

Re: Hayvanlar Alemi...

Google Reklam
 

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 23 May 2008, 11:34

TİLKİ DÜNYASI

“Aile yaşantıları, uysallıkları, utangaç hareketleriyle tilkiler,

yüzyıllardır insanların zihninde varolan şeytânî,

kurnaz imaja taban tabana ters düşüyor.”


“KENDİSİNİ akıllı zanneden kurnaz, kurnaz olduğu kadar cimri ve bencil olan tilki sinsice zavallı tavuğu yakaladı ve haince…” Haince kümeslerden tavuk kaçıran, zayıf ve güçsüz ama kurnazlığıyla herşeyi elde etmeye çalışan hiçbir faydası olmayan hayvanlardır tilkiler… Daha ilk okumayı söktüğümüz yıllardan beri masallardan tilkilerin böyle şeytanî hayvanlar olduklarını öğrendik. Yüzyıllardır insanların zihnine yerleşmiş bu bilgiler, aslında masalcıların hayal gücünün ürettiği bir imajdan başka birşey değil. Çünkü tilkilerin yeryüzünün en uyumlu ve uysal hayvanlarından biri olduğu artık bilimsel olarak kanıtlandı. Yine araştırmalara göre tilkiler tabiatta insanlar tarafından en çok zulmedilen ve avlanan hayvanların başında geliyor.

Kuzey Yarımküre’de Asya, Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya, kutuplara kadar çeşitli bölgelerde 21 çeşidi bulunan tilkilerin bilindiği gibi tek besin kaynağı tavuk kümesleri değildir. Ve büyük olasılıkla bir tavşanı yahut tavuğu hasta veya yaşlı olmadıkça yemezler. Zaten kümesten tavuk kaçırmak tilkilerin çok nâdir yaptığı bir harekettir. Çünkü hem etçil hem otçul olan bu hayvanlar yemek konusunda çok fazla alternatife sahiptirler. Yazın böcekler, meyveler, kemirgen hayvanlar, çekirgeler besin listelerini oluştururken, kışın bu listeden meyveler ve böcekler çıkar yerine fareler, kuşlar, kaplumbağalar, yumurtalar ve ölü hayvan etleri eklenir. Çok hassas olan koku alma, görme ve işitme yetenekleriyle en kuytu yerlerdeki avlarını bile rahatlıkla yakalayabilirler. Ayrıca kasabalara ve köylere yakın yerlerde yaşayan tilkiler, insanların attığı çöplerle de beslenebilirler. Böcekleri, çekirgeleri ve çiftliklerdeki ürünlere zarar veren diğer hayvanları yemeleriyle bir bakıma çiftçilere de yardımcı olurlar. Eskiden tilkileri gördükleri yerde öldüren çiftçiler bu özelliklerini keşfettikten sonra artık dokunmuyorlar. Hattâ çiftliklerinde tilki besleyen çiftçiler dahi bulunmakta. Yine de hâlâ tilkilere düşman olan ve acımasızca öldüren çiftçiler de var. Ama onlar ne kadar tilkilerin sayısını azaltmak için uğraşırlarsa uğraşsınlar, tilki sayısında çok fazla bir değişiklik olmaz. Çünkü tilki ölümleri arttıkça doğumlar da artar. Bu dengeli sistem sayesinde çiftçilerin yaptığı sadece gereksiz yere doğadan hayat çalmak ve vakit kaybı olmaktan başka bir anlam taşımaz.


Bir tilkinin ömrü yaklaşık on iki yıldır. Fakat çok sayıdaki düşmanları yüzünden genellikle altı yıl yaşayabilirler. Bu düşmanların başında, her yere üzerinden vızır vızır arabaların geçtiği otoyollar yapan, tarlalarını korumak için, güzel kürkünden faydalanmak için hattâ sırf spor olsun diye onları acımasızca öldüren insanoğlu gelir. İnsanlar dışında diğer düşmanları ise kurtlar, çakallar, vaşaklar, kartallardır. Fakat hiçbirinin tilkilere insanoğlu kadar zarar veremeyeceği kesindir.

Özellikle vahşi doğada yaşayan tilkiler bazen genişliği 8 km’yi bulan yuvalarının yerini tespit ettikten sonra idrarlarıyla veya vücutlarından salgıladıkları bazı kokularla sınırlarını çizerler. Aynı yöntemi yiyecek ararken aradıkları yerleri işaretlemek için de kullanırlar. Bu yöntem sayesinde daha sonra aynı yere gelip yiyecek arayan tilkilere “kontrol edilmiştir” mesajı bırakılmaktadır. Tilkilerin bir özelliği de yuvalarına olan bağlılıklarıdır. Bulundukları bölgeye gelip yerleşmek isteyen yabancı tilkilerle kolaylıkla toprak kavgasına girişebilirler. Fakat bazen yuvalarını başka tilkilerle hattâ düşmanları olan kurtlar ve kartallarla da paylaşabilirler.


Tilkiler, yuvalarını kurup yavruları olana kadar yalnız yaşarlar ve yalnız avlanırlar. Bu dönemde dişi tilkiler sosyal hayattaki yerlerini belirlemek için diğer dişilerle bir çeşit yarışa girer. Yarışı kazanan tilki “dominant” dişi olur. Bölgedeki diğer dişiler arasında anne olabilecek tek tilki bu dominant dişidir. Erkek tilki eş aramaya başladığında çevresindeki bütün dişi tilkiler onun ilgisini çekmeye çalışır. Dominant dişi, tilkinin ilgisini çekmeye çalışan diğer tilkilere acımasızca saldırır ve kurallarını zorla kabul ettirir. Diğer dişiler ne kadar uğraşırsa uğraşsın eninde sonunda erkek tilki eş olarak dominant dişiyi seçer. Ve ömürlerinin sonuna kadar bu çift birlikte yaşarlar.

52 gün süren hamilelik döneminden sonra anne tilki ilk yavrularını genellikle Mart ayında dünyaya getirir. Yaklaşık doksan gram ağırlığındaki yavrular ilk iki hafta boyunca kördürler ve her halleriyle anne-babanın yardımına muhtaçtırlar. Bu süre boyunca anne tilki yuvada yavrularla kalır, onları her türlü tehlikeden korumaya çalışır. Baba tilki ise dışarıda avlanarak, yavrulara süt verebilmesi için anneye yemek getirir. Bu düzen ekseriyetle baba tilkinin avlanırken ölmesiyle bozulur. Yavrular altı hafta sonunda yuvanın dışına çıkmaya başlarlar. Bundan sonraki dönemde yavrular arasında geleneksel kavga başlar. Kavga sonucunda kim yenerse o aralarında en güçlü tilki olur, zayıf olanlar ise ölür. Yavruların sosyal pozisyonları belli olduktan sonra, üç aylıkken anne-babaları avlanma konusunda pratik yapabilmeleri için yuvaya canlı fare getirir. Ekim ayında yani yavrular 7-8 aylık olduklarında yuvadan ayrılırlar. Bazen dişi yavrular yuvada kalıp, bir dahaki üreme döneminde doğacak olan yavruların yetiştirilmesinde annelerine yardım ederler.

Tilkiler, sevimli görünüşleriyle, hızlı ve çevik hareketleriyle, mükemmel işitme yetenekleriyle ve daha birçok eşsiz özellikleriyle yeryüzünün en uyumlu ve en güzel hayvanlarından biridir. Aynı zamanda oldukça utangaç olan bu hayvanları, en güzel kalın kürklerini giyecekleri Mart ayından Mayıs ayına kadarki zamanda ormanlarda veya kırsal alanlarda seyredebilirsiniz. Çok kısa bir süre de olsa, sizi fark edene kadar yuvalarının önünde oynamalarını seyretmek oldukça zevkli olacaktır.


Zeynep Sevde Paksu



Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 23 May 2008, 11:37

Resim

[thumb=600x400]http://img95.imageshack.us/img95/9612/800pxpseudalopexculpaeuez6.jpg[/thumb]

Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 23 May 2008, 11:40

Resim

Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

€mo$
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 7203
Kayıt: 20 Eki 2006, 16:22
Konum: beLLi deqiL..

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen €mo$ » 14 Haz 2008, 13:06

Filler

Filgiller (Elephantidae), hortumlular (Proboscidea) takımından bir familya. Familyanin günümüzde varligini sürdüren Asya fili (Elephas maximus), Afrika fili (Loxodonta africana) ve Orman fili (Loxodonta cyclotis) olarak üç türü bulunmaktadir.

Özellikleri
Her iki türün ayırt edici özellikleri gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş (özellikle Afrika filinde), kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesici dişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. Ama Asya filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz. Ayrıca Sri Lanka da yaşayan alt türünün erkekleri de %30 oranında fildişinden yoksundur. Renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. Burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. Bu uzantı Afrika filinde çift, Asya filinde tektir. Filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar. Erkeklerde erbezleri gövdenin içinde korunduğundan erbezi torbaları yoktur.

Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır. Fillerin birbirleriyle iletişim içinde olması onların bir araya toplanmasını sağlar ayaklarını vurarak ya da değişik sesler çıkararak 40-50 Hz arasında değişen frekanslarla iletişim kurarlar.


Dağılımı ve Yaşam Alanları
Asya filinin anayurdu Hindistan Yarımadası ile Asya’nın güney doğusu, Afrika filininki de Sahra’nın güneyindeki bölgelerdir. Eskiden cüce fil adıyla ayrı bir tür olarak kabul edilen hayvanların Afrika filinin yavruları olduğu anlaşılmıştır. Filler, çok yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan cangıllardan çıplak savanlara kadar çok değişik yaşam ortamlarında görülebilir. Yaşlı dişilerin önderliğinde yaşayan küçük topluluklar, yiyeceğin bol olduğu yerlerde daha geniş sürüler oluştururken erkekler genellikle dişilerden ayrı sürüler halinde yaşar.
Ey Kendini Nimetten Sayan Sevgili, Sen Beni İstemedin Sanma !
ALLAH (C.C) Nasip Görmedi O Kadar...
Konu Kapanmıştır.

€mo$
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 7203
Kayıt: 20 Eki 2006, 16:22
Konum: beLLi deqiL..

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen €mo$ » 14 Haz 2008, 13:09

Resim


Resim



Resim
En son €mo$ tarafından 10 Haz 2010, 10:31 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
Ey Kendini Nimetten Sayan Sevgili, Sen Beni İstemedin Sanma !
ALLAH (C.C) Nasip Görmedi O Kadar...
Konu Kapanmıştır.

beloş
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 9809
Kayıt: 09 Oca 2008, 22:57

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen beloş » 25 Haz 2008, 13:10

[center]KEKLİK

33 cm boyunda, 550-600 gram ağırlığında, 13 cm uzunluğunda kuyruklu, kanatları siyah şeritli kül kurusu renkte, boynu kolye benzeri tüylü, vücudu koyu krem renkte gagası ve ayakları kırmızı renkli bir kuş türüdür


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim[/center]
Takvimin en güzel yaprağıydı, seni gördüğüm gün.

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 05 Ağu 2008, 18:28

Zebraların Özellikleri

Zebraların çoğu gizlenecek fazla yer olmayan açık otlaklarda yaşar. Bu nedenle hayatta kalabilmek için çok hızlı hareket etmek zorundadırlar. Zebraların tüm vücut yapıları bu ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yaratılmıştır. Örneğin bacakları çok uzundur, güçlü kasları ve geniş bir alana sahip olan akciğerleri vardır. Bu yüzden hiç yorulmadan ve yavaşlamadan çok uzun mesafeleri koşabilirler. Zebraların kemikleri de hafif olmasına rağmen oldukça güçlüdür. Zebraların hiçbirinin çizgileri diğerleri ile aynı değildir. Her insanın kendine özgü parmak izinin olması gibi her zebranın çizgilerinin de kendine özgü şekilleri vardır. Bundan başka zebralar sık sık su içme ihtiyacı hissederler. Suyun olmadığı bölgelerde ise koku duyularını kullanarak çukur açacak bir yer bulurlar ve temiz suyu ortaya çıkarırlar. Herhangi bir tehlike anında yetişkin zebralar, sürüdeki yavruları koruyabilmek için onları sürünün içerisine doğru iterler. Tüm zebra sürüsü koşarken yavrular daima kalabalığın iç kısmındadır ve daha iyi korunmak için annelerine yakın hareket ederler.


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

beloş
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 9809
Kayıt: 09 Oca 2008, 22:57

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen beloş » 01 Eyl 2008, 09:11

Resim

Ada tavşanı


Evcilleştirilmiş tavşanların atası olan ada tavşanları, Türkiye’de ve dünyada en sık görülen tavşan türüdür. Boy 35-45 cm., ağırlığı 1-2.5 kg. arasındadır. Yabani tavşana göre daha küçük olan kulaklarının ucunda benekler vardır. Arka ayaklar daha büyük ve güçlüdür. İlk olarak Güney Fransa, İber Yarımadası ve bir olasılıkla Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan bu tür, besin kaynağı ve eğlenmek için avlanmak amacıyla diğer bölgelere insanlar tarafından yerleştirilmiştir.
Üç metre derinlikte, 45m. uzunlukta, 15 cm. çapında oyuklar kazarlar. Bu dehlizlerde, yuva olarak kullandıkları bölgeler, 30-60 cm. yükseklikte ve otla döşelidirdir. Ana girişin ağzında toprak yığılıdır. Akşam ve sabah karanlığında aktiftirler. Koloni halinde yaşarlar. Koloni içinde dominant hiyerarşi vardır. Kısmen göç ederler. 9 yıl kadar yaşarlar.
Ot ve diğer bitkilerle beslenir. Bunları bulamadıklarında ise kabuk ve filizleri kemirirler. Tarlalardaki ürünleri de yerler. Sıcak mevsimlerde çoğalılar. Gebelik 28-33 gündür. Yavrular, 1 aylıkken sütten kesilirler ve anneden ayrılıp koloniye katılırlar. Bundan sonra anne, yeniden bir yuva kazar ve yeni yavrularını burada büyütür.
Ada tavşanları postları ve etleri için avlanırlar. Türkiye’de avı serbesttir. Kırmızı listede soyları tehlikede olmayan hayvanların yer aldığı nt statüsündedir. Evcil türleri denek olarak kullanılır.
Takvimin en güzel yaprağıydı, seni gördüğüm gün.

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 19 Eyl 2008, 12:09

Kelebekler
Resim

Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar. Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. Gece kelebeklerinin ince kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Gece kelebeğinin bazı türlerinde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Gece kelebeklerinin genellikle renkleri mattır ve hızlı uçarlar.


Resim

Monark kelebekleri, sonbahar döneminde gerçekleştirdikleri hayranlık uyandırıcı göçle bilinirler. Milyonlarca kelebek sonbaharla birlikte tam 3.200 kilometrelik yolculuk için havalanmaya hazırdırlar. Göç, çok ilginç bir biçimde, tam sonbaharda gecenin gündüze eşitlendiği gecede başlar. Kanada'dan havalanan bu dev kelebek bulutunun hedefi Meksika'dır. Bu ülkeler arası yolculukta izlenen rota son derece hassas ayarlanmıştır: Kelebekler Meksika'da her defasında hep aynı dağların yamaçlarını bulur ve kışı buradaki volkanik kayalarla kaplı arazide geçirirler. Kelebekler burada Aralık'tan Mart'a kadar 4 ay boyunca hiçbir şey yemezler. Yaşamlarını vücutlarındaki yağ stoklarıyla sürdürürken, yalnızca su içerler. İlkbaharda açmaya başlayan çiçekler Monark kelebekleri için önemlidir. 4 aylık bir bekleyişten sonra ilk defa kendilerine bir bal özü ziyafeti çekerler. Mart sonunda yola koyulmadan önce çiftleşirler. Tam gece ile gündüzün eşitlendiği gün koloni tekrar geldiği yere dönmek üzere, kuzeye uçmaya başlar.

Resim

Kelebekler, çiçeklerdeki balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Kelebeklerin Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol eden kelebekler, beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler.

Resim

Kelebeklerin Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Kelebeklerde pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Kelebeklerin emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Bir kelebek, kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. kelebekler çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler.

Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar. Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri mattır. Hızlı uçucudurlar.


Resim

Kelebekler inanılmaz güzel renkleri ve desenleriyle, doğanın en güzel böcekleridir. Kelebek olmak için geçirdikleri mucizevi aşamalar, hala doğanın en büyük bulmacalarından biridir. Kelebekler; tarifsiz güzellik ve zarafetleri sayesinde doğanın en ilginç ve en narin eserleridir. Yumurtadan tırtıla, kozadan kelebeğe dönüşme evresinde, geçtiği aşamalar ve geçirdiği evrim sayesinde doğanın en çok 'kılık' değiştiren hayvanlarıdır.


Resim

Bitkiler aleminin en güzel varlıkları olan çiçekler, kokuları ve renkleri ile nasıl çekici iseler; hayvanlar aleminin, renkleri ve narin görünüşleriyle en güzel varlıkları olan kelebekler de, insanlar üzerinde o derece cezbedici bir etki uyandırırlar. Uçan canlılar arasında kelebekler daha çok kanatlarındaki güzel desenlerle ilgi çekicidirler. Kelebeklerin bu güzel kanatları asırlar boyunca insanların ilgisini çekmiştir. Doğada binlerce güzel kanatlı kelebek türü bulunmaktadır.

Resim

Binlerce farklı çeşidi bulunan kelebekler, çok narin canlılardır. Bazı kelebeklerin ömürleri 24 saattır. Ülkemizde de bir çok güzel renkte kelebek türü bulunmaktadır. Özellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde bulunan kelebek türleri ilgi çekicidir.

Resim

Kelebekler kendileri için uygun olan yemekleri, düşmanlarından nasıl korunacaklarını, hangi partnerlerin kendileri için uygun olduklarını çok iyi bilirler. Kelebeklerin 'Dryas Julia' veya 'Argyreus Hyperbius' türleri, düşmanlarını atlatmak için 'saklambaç' oynamaya karar verdiklerinde, kendi renklerine uygun bitkileri bulurlar. Çoğu zaman kırmızılı ve sarılı bitkiler, bu amaç için en uygun olanlarıdır. 'Kallima Machus' türü kelebek, kamuflajın en kurnaz ustalarından sayılır. Tehlike sezdiğinde hemen kanatlarını birleştirir. Bu durumda kendisini kuru bir yapraktan ayırt etmek mümkün değildir. Uçarken ise güzelliği tarifsizdir, çünkü 'Kallima Machus' kelebeği; gökyüzünün mavisi ve parlayan güneşin sarısını kanatlarında taşır.

Resim

Kelebekler doğanın en ilgi çekici ve güzel canlıları arasındadır ancak bazı türleri tehlikeli olabilir. Bazı kelebekler zehirlidir. Bunlar çok yavaş uçar ve göz kamaştırıcı parlak renklere sahiptir. Bu Kelebeklerdeki renkler düşmalarına karşı bir ikaz işaretidir. Böcekçil hayvanlar bu kelebekleri yemekten çekinirler. Zehirli kelebek türleri çoğunlukla tropik bölgelerde ve yağmur ormanlarında bulunur.

Resim

Dünyada yaklaşık 150.000 kelebek türü vardır. Bu kelebeklerin hepsi de birbirinden farklı özellikler taşır. 'Baykuş' kelebeği çürümüş muzların tadına bakmaya bayılır. Çünkü çürümüş muzlarda çok düşük oranda alkol bulunur. Kelebekler de bu alkolü içtiklerinde sarhoş olurlar. 'Güvercin kuyruğu' kelebeği bazen ileriye, bazen de geriye doğru uçar. Bazı kelebeklerin ise çok uzun emme hortumları vardır. Bu hortumlarını kullanmadıkları zamanlarda içe doğru sararlar. Hortum yuvarlanarak sarılmadığı zamanlarda kelebeğin boyunun 3 katı kadar uzayabilir
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

beloş
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 9809
Kayıt: 09 Oca 2008, 22:57

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen beloş » 04 Eki 2008, 19:10

Fokların İlginç Özellikleri

Kuzey kutbu, Dünyamız'ın buz makinesidir. Burada -50 dereceye varan soğuk ve dondurucu rüzgarlar hüküm sürer. Dünyanın bu bölgesinde yaşam oldukça zordur. Bu ortamda hayvanların sığınacakları bir barınakları da bulunmaz. Her saniye yeni bir buzdağı oluşur. Bu buzdağları ortalama 30 katlı bir apartman yüksekliğindedir. Bu zorlu şartlara rağmen kutupta çok zengin bir canlılık vardır.

Nesli en çok tehike altında olan 12 türden biridir. Memeli hayvanlar ailesinin bu ürkek üyesi sessiz ve gözlerden uzak kıyı mağaralarında barınır. 11 aylık uzun hamilelik dönemi sonunda bir veya iki yavru dünyaya getirir.

Yavru fok yüzmeyi öğreninceye dek su üstünde kalmak zorundadır. Bu sırada postu, kamufle olup saklanabileceği şekilde beyaz renktedir. Büyüyüp geliştikçe kürkü de koyulaşacaktır. Kalın kürkünün hemen altındaki 10 cm kalınlığındaki yağ tabakası ise onu soğuktan korumaya yeter.

Korunmasız gibi görünen bu yavru, beyaz kürkünün rengi ile düşmanlarından, kalın yağ tabakası sayesinde de donmaktan korunmaktadır.


Nasıl beslenirler?

Foklar balık, kalamar ve en fazla da krilllerle beslenirler. Buradaki beslenme zinciri de bir düzen içindedir.

Algler -yani su yosunları- su altındaki en temel besin kaynağıdır. Algler güneş enerjisini fotosentez yaparak depolarlar. Kriller de algleri yiyerek fotosentezle üretilen bu enerjiyi kazanırlar. Foklar, balinalar ve diğer balıklar da krilllerle beslenir ve güneşten gelen enerjiye ulaşırlar.

Peki fok karanlık, derin sularda avını nasıl bulur?

Fok, avını gözlerini kullanmadan, suda bıraktığı izleri takip ederek bulur. Bu izler çıplak gözle görülemeyen, avın hareketiyle suda oluşan hidrodinamik dalgalardır. Fok, avına yalnızca bu izleri takip ederek ulaşır. Bu yetenek sayesinde fokların karanlık ya da bulanık sularda avlanmaları hiç de zor olmaz. Foku, derinlerde rahatlıkla avını arayabilecek bedensel özelliklerle birlikte Yüce Allah yaratmıştır.

Fok, memeli bir hayvandır. Hayatta kalabilmesi için hava alması şarttır. Bu yüzden buzda kendine bir çıkış deliği arar. Bulamadığında ise kendine bir çıkış oluşturmak zorundadır. İşte bu noktada uzun dişleri kendisine yardım eder. Uzun dişleriyle buzu rahatça kemirir, kırar ve böylece havaya kavuşur.

Sevimli foklar buzlarla kaplı bir ortamda yaşamak üzere tasarlanmış ve yaratılmışlardır. Sahip oldukları özellikler sayesinde avlarına rahatlıkla ulaşır, tüm ihtiyaçlarını karşılar ve tehlikelerden korunup hayatlarına devam ederler.

Dayanıklı Foklar

Deniz suyu özellikle derinlerde çok serindir. Soğuk sularda yaşayan canlılardan olan foklar bu nedenle derilerinin altında kalın bir yağ tabakasına sahiptirler. Bu tabaka fokların vücut ısısının çok çabuk kaybolmasını önlemeye yarar. Fokların ilginç özelliklerinden başka bir tanesi de dişi fokların bilinen en zengin, en besleyici sütü üretmeleridir. Bu süt zorlu koşullarda yetişen yavruların çok süratli büyümelerini sağlar.

Fokun özelliklerinin her biri üstün bir tasarımın ürünüdür. Yüce Allah foku, yaşadığı çevreye en uygun yeteneklerle ve bedensel özelliklerle yaratmıştır.
Deniz suyu özellikle derinlerde çok serindir. Soğuk sularda yaşayan canlılardan olan foklar bu nedenle derilerinin altında kalın bir yağ tabakasına sahiptirler. Bu tabaka fokların vücut ısısının çok çabuk kaybolmasını önlemeye yarar. Fokların ilginç özelliklerinden başka bir tanesi de dişi fokların bilinen en zengin, en besleyici sütü üretmeleridir. Bu süt zorlu koşullarda yetişen yavruların çok süratli büyümelerini sağlar.

Resim
Takvimin en güzel yaprağıydı, seni gördüğüm gün.

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 30 Oca 2009, 14:03

Resim

Resim

Resim

Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 30 Oca 2009, 14:12

Gergedan

Özellikleri

Bugünkü gergedanların, üçü Asya'da, ikisi Afrika'da yaşaya beş türü vardır. Bunların hepsi iri yapılı, kısa ve kalın bacaklı hayvanlardır. Ayaklarında tek bir toynakla (geniş ve kalın tırnakla) çevrili üçer parmak bulunur. Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır. Son derece kalın olan derileri, kulaklarının tepesindeki tüy tutamları ile kuyruk püskülleri dışında tümüyle çıplaktır. Türleri ayıran en önemli fark burunlarının üstündeki boynuzların bir ya da iki tane olmasıdır. Asya'da yaşayan üç türden ikisi tek boynuzlu, öbür Asya türü ile iki Afrika gergedanı çift boynuzludur. İçlerinde en irisi olan Beyaz gergedanın ağırlığı beş tonu bulur. Gergedanların boynuzu öbür hayvanlarınki gibi kemikten değil, saç, kıl ve tırnakların yapısındaki (keratin) denen lifsi bir proteinden oluşmuştur. Bazı Asya ülkelerinde bu boynuzların doğaüstü güçler taşıdığına inanılır.



Davranış

Otçul hayvanlar olan gergedanlar genellikle tek başlarına ya da aile grupları hâlinde geniş otlaklarda, çalılık ve bataklık bölgelerde yaşarlar. Yalnız Sumatra gergedanı sık ormanlarda yaşar. Görme duyularının zayıf olmasına karşılık koku alma ve işitme duyguları çok gelişmiştir. Hayvanlar arasında kendilerinden daha güçlü düşmanları olmayan gergedanlar insanla karşılaştıklarında da genellikle kaçarlar.

Ama bazen kızgın bir erkeğin ya da yeni doğum yapmış bir dişinin alışık olmadığı bir koku ya da sesle uyarıldığında körlemesine saldırdığı olur. Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir. Saatte 45 km hızla koşabilir ve bu körlemesine koşu sırasında koca gövdesinden hiç beklenmeyen bir çeviklikle bir anda yönünü değiştirebilir.




Yayılış

At ve eşek gibi tek toynaklılardan olan bu memeli hayvan günümüzde yalnızca Afrika, Hindistan, Malezya ve Endonezya'da yaşar. Ama fosillerden anlaşıldığı kadarıyla tarih öncesi çağlarda Avrupa'da da gergedanlar varmış. Bu soyu tükenmiş türlerin daha soğuk olan Avrupa iklimine uyum sağlayabilmek üzere yumuşak tüylü bir postla örtünmüş olduğu da gene fosillerden anlaşılmaktadır.

Bugün doğada yabani yaşamlarını sürdüren gergedanların sayısı iyice azalmıştır. Bunun nedeni bir yandan insanların yerleşmesi sonucunda doğal yaşam alanlarının daralması, bir yandan da özellikle boynuzları için gergedanların kaçak olarak avlanmasıdır.

kaynak-wikipedia.org




Resim

Resim

Resim


beyaz gergedan
Resim
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

esengül
Global Moderatör
Global Moderatör
Mesajlar: 26504
Kayıt: 13 Eki 2006, 17:49
İletişim:

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen esengül » 09 Haz 2010, 17:15

Kum kırlangıcı (Riparia riparia), kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasından bir kırlangıç türüdür.

Resim


Resim



Tanımı
Türkiye’deki en küçük kırlangıçtır. Üst tarafı toprak rengi, alt tarafı beyaz, göğüs kuşağı kahverengidir. Kuyruğu hafif çatallıdır. Genci erişkine benzer, açık renkli tüy kenarları ile sırtı desenlidir. Kırlangıçlar; küçük, ince yapılı, kısa boylu ve zamanının çoğunu havada geçiren kuşlardır. Kuyruklar çatallıdır. Gagaları kısa ve geniştir. Eşlerin dış görünüşleri aynıdır. İyi ve hızlı uçucudurlar.



Habitatı
Çoğunlukla tatlı su çevresindeki açık arazilerde bulunur, yerleşimlerde ve dağlıklarda bulunmaz. Koloniler halinde nehirler ve kum ocaklarındaki kum ve çakıl yarlarında yuva yapar; 100 cm. ‘e kadar uzanan tüneller kazar, su borusu gibi insan yapılarını da kullanır.


Yayılışı
Yaz aylarında Türkiye genelinde uygun ortamlarda gözlemlenir.


Beslenme
Uçuşu sırasında geniş gagası ile sinek ve böcekler ile beslenir.


Biyolojisi
Coğrafi bölgelere göre değişmekle birlikte Mayıs – Haziran aylarında ürer. Yılda 2 kez yumurtlayabilir. 3 ila 7 adet arasında yumurta bırakılır. Kuluçka süresi 12 - 16 gündür. Tüylenme dönemi yaklaşık 19 gündür.



Göç bilgisi bulunamadı

Popülasyonu
Korunma durumu, bir canlı türünün günümüzde ya da gelecekte varlığını sürdürmeye devam etme olasılığının bir göstergesidir. Bu gösterge, türe ait kalan birey sayısı kadar, zaman içindeki nüfus artış ya da azalışları, başarılı üreme oranları, bilinen tehditler gibi çeşitli etmenler göz önünde bulundurularak belirlenir.
Dünya çapında en çok bilinen korunma durumu listeleme ve derecelendirme sistemi, Dünya Korunma Birliği (The World Conservation Union, IUCN) Kırmızı Liste'sidir
IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi ("IUCN Kırmızı Listesi" ve bitki ve hayvan türlerinin dünyadaki en kapsamlı Küresel Koruma durumu envanteridir. IUCN Kırmızı Listesi Uluslararası Doğal Hayatı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından sürdürülmektedir.
IUCN Kırmızı Listesi, kesin ölçüt kullanılarak, binlerce tür ve alttürlerin nesillerinin tükenme riskini değerlendirerek oluşturulmaktadır. Bu ölçüt tüm türlerle ve dünyanın her bölgesi ile ilgilidir. Kırmızı Liste ile amaçlanan; koruma meselelerine kamunun ve politikacıların dikkatini çekmek ve bununla birlikte türlerin yok oluşunu azaltmak için uluslararası camiaya yardım etmektir. Güçlü bir bilimsel altyapı ile oluşturulan IUCN Kırmızı Listesi, biyolojik çeşitliliğin durumu ile ilgili en geçerli rehber olarak kabul edilmektedir.

Türün Korunma Durumu:

LC: (least concern): Yaygın bulunan türler



Davranışları
Uçuşta kaya kırlangıcından daha fazla kanat çırpar, daha az süzülür.



Yerel adlar bilgisi bulunamadı.

Ses-Ötüşü
Sesi kır ve ev kırlangıcından daha kurudur: “tştr”, ötüşü bu sesinin tekrarından oluşur.



image_resize.jpg
image_resize.jpg (19.95 KiB) 15811 kere görüntülendi



Resim

Resim


kaynak-trakus.org
Forum Kurallarımız :kitap:

:gul: Nostaljim benim sitem :gul:


İyi şeyler, inandığında...
Daha iyi şeyler, sabrettiğinde...
Ve en iyi şeyler, hiç vazgeçmediğinde gelir.

Mevlana

beloş
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 9809
Kayıt: 09 Oca 2008, 22:57

Re: Hayvanlar Alemi...

Mesajgönderen beloş » 09 Oca 2011, 20:12

EBABİL KUŞU

Resim

Resim


Ebabil (Apus apus), sağangiller (Apodidae) familyasından 16-17 cm boyunda, kentler ve açık alanlarda yaşayan, genellikle kırlangıçla karıştırılan bir kuş türü.

Özellikleri [değiştir]
Kırlangıçlara göre kanatları daha uzun ve kavislidir. Gece-gündüz havada kalır ve uçarken uyurlar. Yalnızca üreme dönemlerinde kayalıklardaki ve binalardaki yuvalarında uyurlar. Sürüler halinde, tiz çığlıklar atarak uçarlar. Ayaklarının üstünde diğer kuşlar gibi dik bir şekilde duramazlar.

Türkiye'de ilkbaharda görülmeye başlar, sonbaharda güneye göç eder.

Kültür [değiştir]
Ebabil kuşu Kur'an'da adı geçen kuşlardan biridir. Ebrehe ordusunun üzerine gönderildikleri ve askerlerin üzerine bomba misali balçıktan pişirilmiş taşlar bırakarak ordunun helak olduğu anlatılmaktadır. (105-Fil Suresi 3-4-5. ayetler.)


kaynak.vikipedi
Takvimin en güzel yaprağıydı, seni gördüğüm gün.


“Çevremiz ve Doğal Yaşam” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir