HADİ GÜLÜMSEYELİM

Mizaha dair...
Kullanıcı avatarı
ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 100
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk »

esinoviç yazdı:Çobanın biri dağda koyun otlatmaktadır.O sırada ihtiyar bir adam çobanın yanına gelir ve su ister. Çoban ihtiyar adama su verir. İhtiyar da çobana teşekkür ederek biraz soluklanmak için çobanın yanına oturur. O sırada ihtiyarın gözü çobanın köpeğine takılır ve çobana dönerek
- Ey çoban senin bu köpeğin konuşur mu? der
Çoban gülerek
-Amca o bir köpek köpek nasıl konuşsun der
I sıra ihtiyar adam elindeki asasını köpeğin önüne vurarak
-Ey köpek anlat bakalım çobanın sana ne yapıyor, nasıl davranıyor diye sorar.
Köpeğin gözleri açılır ve başlar konuşmaya
-Çobanım bana çok iyi daranıyor, her gün yemeğimi veriyor, ben de sürüsüne bakıyorum der.
Çoban çok şaşırır. Tam o sıra ihtiyarın gözüne çobanın koyunları takılır ve çobana dönerek,
-Ey çoban senin bu koyunlar konuşur mu? der
Çoban;
-Amca hadi köpek bi şekilde konuştu ama onlar koyun nasıl konuşsun der.
İhtiyar koyunların birinin önüne asasını vurarak;
-Ey koyun anlat bakalım çobanınız size ne yapıyor, nasıl davranıyor? der
Koyunun gözleri açılır ve başlar konuşmaya
-Çobanımız bize çok iyi davranıyor. Sabahları ahırdan alıp, akşama kadar otlatıp başımızda bekliyor tekrara akşam ahıra götürüyor,der
Çoban iyice şaşırmıştır. Tam o sıra ihytiyarın gözü bu sefer çobanın eşeğine takılır ve çobana sorar.
-Ey çoban peki senin bu eşek konuşur mu? der
Çoban kızarır, bozarır ve ihtiyara dönerek
-Konuşur ama hep yalan söyler... der.
çok güzel:))))
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

matematiğin doğuşu... :mrgreen: :mrgreen:

Annemin kucagindan okul siralarina dustugum ilk gunden beri daha dogrusu ilkokul gretmenimizin "bakin cocuklar bu sifir sayisi" diyerek basladigi ilk matematik dersimden beri matematige gicicim. Eee tabii gicik olmamin birkac nedeni var. Mesela bu nedenlerden en onde gideni, futbol muhabbeti yapan erkekleri "bir hava kutlesinin arkasindan bu kadar konusulmaz" diyerek elestiren kizlarin, oturup tamamen varsayimlar uzerine kurulmus olan matematigin, ipsiz sapsiz sorulari uzerinde dakikalarca dusunmesi olabilir. Ya da Ahmet´in 20 bin lirasi var, parasinin 3´de 2´siyle kalem alirsa tipindeki sorular matematige gicik olmamdaki nedenlerden olabilir. Cebimizde bes kurus paramiz yokken gidip onun bunun parasinin hesabini yapmak "zenginin mali zugurdun cenesini yorarmis" atasozumuzun dogus nedeni olsa gerek.

Matematigin gunumuzdeki hali maglum.. Benim asil merak ettigim matematigin bulundugu donem. Dusunsenize ortada ne sayi var ne de bu sayilarin sigindigi bir dogru.. Yani bu meret nasil bulunmus olabilirki? Bu soruyu yillarca dusundum ve cevapta geldigim son noktayi sizinle paylasayim. Bu matematik bilimini kuran ve oteki tarafta bircok yakin akrabasi olan amca birgun bilgisayar kullanirken chatte hatunun birini ayarliyor ama bir dahaki bulusma zamanini bir turlu ayarlayamiyorlar. Gunes tam tepedeyken diyorlar, bulusamiyorlar. Sonraki gun tesaduf yine chatte karsilasiyorlar bu sefer ay tepedeyken.. Yine olmuyor.. (Cografya biliminin kurulusuda bu tarihlere raslar) Sonra bizim amca (tabi o zamanlar genc) bu boyle olmaz diyor ve saati icat ediyor. Sonra derken birgun evdeki duvar saatine bakarak bu boyle cok sade oldu, soyle kenarlarina bir seyler cizelim diyor.. Veee tahmin ettiginiz gibi sayilar icat edilmis bulunuyor.. Bu cevap kadar sacma olan bu bilim dalinin insanlik tarihine kattigi degerleri de tabiki unutmamak gerekir. Hani hep ogrencilerin "ya hocam bu matematik ne ise yariyor Allah askina soyleyin" turundeki sorularina ogretmenlerimizin verdigi klasik cevapla yazimi bitirmek istiyorum..
-Arkadaslar oyle demeyin.. Sen koprulerin, kavsaklarin hatta bu binadaki kirislerin bile ne sayesinde yapildigini biliyor musun? Matematik olmasaydi bunlarin hicbiri olmazdi!


alıntıdır... :kiki:

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Türk Filmlerinden Şahane Repliklerrr!

-Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da!..
-----

-Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?
-----

-Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım?

-Senin annen bir melekti yavrum.
-----

-Neden ağlıyorsun anneciğim?

-Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı.
-----

-Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım.
-----

-Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala?! ( Aktor veya aktrist amansız bir hastalığa, genellikle ince hastalığa tutulduğu zaman sevgilisine söylediği ilk cümle)

-----

-Annen sen doğarken öldü yavrum.

-----

-N'olur gerçeği söyleyin doktor yaşayacak mıyım?

-----

-O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim.

-----

-Nayır Necla, n'olamaz!

-----

-Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum!

-----

-Tanrım, bu resim... bu resim!..

-----

-Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatorun kızısın.

-Biz ayrı dunyaların insanlarıyız.

-----

-Aman tanrım, goremiyorum!.. Göremiyorum.. Kör oldum.

-Görüyorum... Görüyorum.. Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız...

-----

-Babanın kanını yerde koma oğul.

-----
-İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi yalanmış! Al bunları.

-Hayır Tamer... Olaylar sandığın gibi değil!

-----

-Fakirsin sen.. Fakir.. Fakir..

-Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?

-----

-Bu resimdeki amca kim anne?

-----

-Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım.

-----

-Hayır.. Hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim.

-----

-Biliyordum.. Ölmediğini biliyordum Rıfat.
-Oh ne saadet.

-----

-Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler.

-----

-Yettim yiğidim.

-Yavrum İstanbul sana neler etmiş?

-----

-Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.

-Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namuslari icin ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın!

-----

-Ben artık yarım bir insanım.

-Çocuğumun ameliyat parası için yaptım herşeyi.

-Ağlamak istiyorum!

-----

-Demek ikimiz de aynı kadını sevdik?..

-----

-Olmadı Neriman, yapamadım.. Seni unutamadım.

-----

-Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum.

-Söyleyemedim anne, babamın simitçi olduğunu yine soyleyemedim !

-----

-Son nefesimde herseyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.

-----

-Demek aşkımız bir yalandı.

-----

-Parayla saadet olmaz evladım, bunu sakın unutma.

-----

-Tanrım neden, neden ben!

-N'allahım...sen sen!.. bu ses n'olamaz...

-----

-Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak.

-Aman Allahim, ne kadar mesudum.

-----

-Hayır.. Durun..! Kemal suçsuzdur.. Aradığınız suçlu benim!

-----

-Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim bey abicim. Ha?

-----

-Bu ses.. Bu ses.. Olamaz, git.. Git buradan..

-Vucuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.

-----

-Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi layıkıyla yapacağından eminim.

-----

-Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım. Rica ederim duygularımla oynamayın.

-Sen arkadaşımın aşkısın.

-Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim.

-Lutfen haddinizi biliniz.

-Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.

-Tanrım ne kadar bedbahtım.

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

NERDESİNİZ?!

Herhangi bir kentin ana caddesine ışınlandığınızda otomobillere bakarak nerede olduğunuzu nasıl anlarsınız ? işte size ipuçları :

* Bir el direksiyonda, diğeri pencereden sarkıyorsa; PARİS

* Bir el direksiyonda, diğeri kornada ise; NEW YORK

* Bir el direksiyonda, diğeri gazetede, ayak gaz pedalındaysa; BOSTON

* Her iki el de direksiyonda, gözler kapalı, her iki ayak da frende ve vücut korkuyla titriyorsa, CALİFORNİYA'DA araba kullanan bir OHİO'LU

* El kol hareketi yapılıp, hem de ayak gaz pedalından ayrılmıyorsa ve sürücü arka koltuktakine bir şey anlatmak için sürekli arkaya dönüyorsa; İTALYA

* Bir el kornada, bir el dışarıda, bir kulak cep telefonunda, diğeri yüksek sesle müzik dinliyor, ayak gaz pedalında, gözler bayan yayalar üzerinde ve sürücü yandaki arabadan biriyle konuşuyorsa; tabi ki TÜRKİYE'DESİNİZ!..

Kullanıcı avatarı
PRENSESB
Yeni Üye
Mesajlar: 31
Kayıt: 15 Mar 2007, 23:34
Konum: İstanbul
İletişim:

Mesaj gönderen PRENSESB »

ve sürücüsü de erkekse:))

süperdi nihancım:))
Yüreğinde öyle bir umut taşı ki onu senden kimse alamasın,kalbin öyle sevgiyle dolsun ki isteyen değil hakeden alsın...

Kullanıcı avatarı
ayla
Yeni Üye
Mesajlar: 61
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:42
Konum: ist

Mesaj gönderen ayla »

>>Bu hikaye trakyada geçmiş gerçek bir olay;
>>
>>Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
>>Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar.
>>
>>Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.)
>>Amca: Dakmam be iste!
>>Polis: E bak gördün mu, simdi ceza keseceyik.
>>Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele işim var.
>>Polis: Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam eşeğe mi?
>>Amca:
>>Polis: Yani cezayi sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon
>> ödeycen.
>>
>>Amca: Bana kes o zaman.
>>Polis: Neden sana keseyon amca?
>>Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu.
sevmEk biR sanAttIR, ve inAn bAna bu sanAtI herkes hakkIyLa iCra edemEz...

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

İyi yaşa diye bir laf var. Hapşırana karşılık. Çok yaşa yerine. Bu iyi yaşa’yı duyduğum zaman, bu iyi yaşa’yı söyleyen insanın, hiç iyi yaşamasını istemiyorum o an için. Çok kötü düşünceler beslemeye başlıyorum içimde o insana karşı. Tüylerim diken diken oluyor, öyle böyle değil. Bi de bana açıklamasını yapmıyolar mı, vay efendim, kötü yaşayınca çok yaşamanın bir manası yokmuş, asıl olan iyi yaşamakmış, gözlerinin üzerine üzerine vurasım geliyor. İyi yaşa, son derece rahatsız edici, samimiyetsiz, tepeden. Birdenbire bambaşka biri oluyor bu iyi yaşa’yı söyleyen her kimse gözümde. Hapşırdığıma hapşıracağıma bin pişman oluyorum. İyi yaşa’yı duyduğum andan itibaren, en az birkaç saat, iyi yaşayamıyorum, mümkün değil. Moralim bozuldu çünkü bikere. Çok yaşa’nın suyu mu çıktı. Söyliyver gitsin, ne oluyo yani. Her şeyi düzelttin, bi çok yaşa mı kaldı. Çok yaşa’ma kimse dokunmasın. Ya çok yaşa, ya da hiçbişey söyleme. Öl de.. Söyleyeceksen de, yada Allah ölmüşlerine kavuştursun falan de mesela. Daha iyi. Hiç değilse, ehe ehe diye güleriz.
Allah Allah ya!!!

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Biz bu klişelere kapılmışız bir kere!

Sinemada hep izleriz, izleyeceğiz ama napalım, kapılmışız bir kere ...
Kader utansın!


* Nereye giderseniz gidin arabanızı anında park
edecek bir yer bulursunuz.

* Kapıları kredi kartlarıyla açmak saniye sürer.

* Bütün bombalar patlamasına sadece 1 saniye kala imha edilir.

* Ne yaparsanız yapın rujunuz kesinlikle çıkmaz.

* Televizyonda mutlaka o anki ruh halinizi anlatacak programlar vardır.

* Garip sesler duyunca, korkmak yerine sesin geldiği yere gidersiniz.

*Arabanın benzini, başınıza kötü bir olay gelmeyecekse, asla bitmez.

* Asla silahsız kalmazsınız. Mutlaka elinizin altına bir silah gelir.

* Bütün çirkin kızlar gözlüklerini çıkartıp kuaföre giderse dünya güzellerine taş çıkarır.

* Bütün yalnız kadınların kesinlikle kedisi vardır.

* Binaların havalandırma kanalı en iyi saklanma yeri olup çok temizdir.

* Bütün hayat kadınları son derece arkadaş canlısıdır.

* Işığı kapatıp yatağınıza giderken odanız karanlık olmaz.

* Eyfel Kulesi, Fransa'daki tüm binaların camından görünür.

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Kuru yemiş tabağı teoremi

Bir kuruyemiş tabağı önünüze geldiğinde, sırasıyla önce şam fıstıklar, bademler, fındıklar, fıstıklar vs. gider.
En son beyaz ve sarı leblebiler sonra çekirdekler kalır.

Benzer şekilde belli bir yaşa kadar evlenmemişseniz, kalan beyaz leblebiler ya da ayçekirdekleri ile idare etmek zorunda kalırsınız. Ya da, olur da bir fıstık
bulurum umuduyla tabağı karıştırır karıştırır durursunuz ...
:mrgreen: :mrgreen:

Kullanıcı avatarı
ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 100
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk »

deneyelim bakalim:)))
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

:kiki: :kiki: İsmet Hocaaaaammm

Kullanıcı avatarı
xxl55
Yeni Üye
Mesajlar: 192
Kayıt: 12 Eki 2006, 19:18
Konum: ist.

Mesaj gönderen xxl55 »

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip
üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.
Profesör kaşlarını çatarak: " Öküzler ve kuşlar ayni masada oturamaz!"
Ögrenci: "O zaman ben ucuyorum..."
Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve sinavinin basarisiz
gecmesi icin elinden geleni yapmis.
Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde cevaplamis.
Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.
Yolda yürürken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var, digerinde ise para var.
Hangi cuvali alirsin?
Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim..."
Profesör: "Ben akil olan cuvali secerdim..."
Öğrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer...
Profesör çok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine "Öküz" yazmis.
Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.
Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesör, imzanizi
atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."- demis.

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

KOCA PISIRME REHBERI


Kocalarin çogu pisirilme sürecinde "yanlis islem" gördüklerinden yumusakliklarini ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadinlar onlari sicak suda hasliyarak, bazilari ilgisizlikleriyle dondurarak, bazilari da basip, ezip tursusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarina neden olurlar.

Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pisirilenin gerçekten tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüs piriltisi, ne barbunyanin altin yaldiz görünümü geçerlidir. Bunun için çarsi pazar dolasmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapinizin önüne gelenlerdir.

Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz. Kendinizi sabirla pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.

Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprak çanaktan baskasi yoksa özenle kullanildiginda ayni isi görebilir.

Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip yanabilir ya da kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler. Onlari tencerelerinde tutmak için "görev duygusu" adli zayif iplikten çok "huzur" adli saglam sicimle siki sikiya baglanmalidir.

Sevgi, sicaklik ve neseden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiligine uygun bir isiya ayarlanarak atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik sik köpürebilir.

Özellikle sirke ve karabiber yerine tatlicilarin "öpücük" adi altinda sattiklari sekerden biraz konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz önerilir.

Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak olanaksizdir.

Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir. Dikkatsizlik nedeniyle ev atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis "koca" mutlu bir ömür boyunca tadini korur!

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

BIR BASKADIR BIZIM YESILCAM FILMLERIMIZ

*.orhan gencebay bir fabrikada işçi olarak çalışmaktadır.. ve o kendine özgü hüzünlü şarkılarından söylerken işverenlerden birine yakalanır..
-seni seviyoruumm hebele bitanem dının dının seviyom işteee dınınınn
-neyapıyorsun sen ?!?!
-afedersiniz çoşmuşum biara..
************************************************** ********
*.zaga'da muslum gurses konuktu, eski filmlerinden goruntuler gosteriyorlardi.
filmin birinde muslum gurses $oyle buyuruyordu :
- abi gozunu seveyim, adam kacirmaya, oldurmeye, hatta hirsizlik yapmaya hazirim, ama benden cinayet i$lememi bekleme ne olursun.
************************************************** ********

*.aynı orhan gencebay ağabeyimiz fabrikada demir dövmektedir.. kahramanımıza aşık olan burjuva kızmız onu sevdiği için dayak yiğen orhanı teselliye kendini affettirmeye gelmiştir
-sana yapılan kötü birşeydi hebe hebele özür..
-......
-niye konuşmuyorsun ??
-........
-evet bana sinirlisin.. bana sinirin yüzünden o demire öyle hırsla vuruyorsun!!!
-........
-ona vurma bana vur!! ne suçu var demirin!!
-....

kız olay yerinden uzaklaşır...
************************************************** ***********


*.-neden gözlerime bakiyorsun sevgilim
-gözlerinde yildizlari seyrediyorum
-peki samanyolunu da göruyor musun
(ediz hun hulya kocyigit)
************************************************** *********


*.-yapma necmi,gunahını alıyoruz adamınn..
-bırak gunahını,parasını alıcaz simdi!

*.-bedbaht mısın?
-bilakis, mes'ut ve bahtiyarım ))) FAVORI REPLIGIM

************************************************** ********


*.cüneyt arkın bir filmde kör olmuş bir polisi canlandırıyor. karşıdan karşıya geçerken bir araba tam çarpacak iken duruyor.
şöför:- kör müsün be adam?
cüneyt:-nevet. körüm.
************************************************** ********


*.ah nerede vah nerede idi galiba filmin adı
adile naşit kız kurusunu oynuyo, tarık akan her zamanki gibi ferit ve çapkın.. yanlışlıkla adilenin odasına giriyo. adilenin asabi abisi basıyo bunları. (yoksa öbür kızlar mı bunları bastırıyodu, her neyse) mecbur kalıyolar nikah kıycekler...

nikah memuru: sizzzzz hanımefendi, beyefendiyi eşliğe kabul ediyor musunuz?
adile: nasıl kabul etmem memur bey? sevişiyoruz..

(uf ya aklıma her geldiğinde gülerim müthiş bi sahneydi )))))

************************************************** **************


*.muhtemel bir sulukule filmi: taraflar hakim karşısında:
kadın:
-akim beyim sen ona inanma çingenedir o...
perran kutman:
-akim bey bana cingene der,sankim kendisi "franfıs"... süper ya

************************************************** ***************



*.ayşeciğin bir filminde annesi ve babası trafik kazasında ölür,haberi sunan spikerin repliği aynen şöyledir
-türkiyenin tanınmış iş adamlarından erol ve eşi şule bugün antalya yolunda feci bir kaza geçirdiler ve derhal öldüler.. )))

************************************************** **********


*.- nallahımmm. nasıl olur nalan nasıl yaparsın bunu? beni sevmiyormuydun nalan?
+ hayır!! noynadım senle nekrem..
- .altak!! (tokat atma efekti) doğruyu söyle beni sevmiyormuydun?
+ hayır!!
- .ahpeee!! (tokat atma efekti) doğruyu söyle dedim sana! beni sevmiyormuydun?
+ (ağlayarak) nnnevet nekrem seviyordum..
- yalan soylüyorsun!!! (tokat atma efekti) )))

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

Türk sinemasından alıntılar çok hoş :lol:
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Cevapla
Disable

“Mizah” sayfasına dön