HADİ GÜLÜMSEYELİM

Mizaha dair...
Kullanıcı avatarı
ayla
Yeni Üye
Mesajlar: 61
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:42
Konum: ist

Mesaj gönderen ayla »

Elektrik süpürgesi satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını çalmış kapıyı açan bayana,
- Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var, demiş ve bu bir kova pisliği evin içine doğru savurarak döküvermiş. Sonra da
- Hanımefendi, elimdeki elektrik süpürgesi ile 10 dakika içinde bunu temizleyemezsem, bu moku yiyeceğim! Demiş. Kadın satıcıya şöyle bir bakmış ve şöyle demiş :
- Beyefendi, üstüne domates sosu da ister misiniz? Elektrikler kesik de!
sevmEk biR sanAttIR, ve inAn bAna bu sanAtI herkes hakkIyLa iCra edemEz...

Kullanıcı avatarı
ayla
Yeni Üye
Mesajlar: 61
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:42
Konum: ist

Mesaj gönderen ayla »

Bir dönem bir genel müdür yardımcılığı yapmış birisi anlatıyor:

"Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.

Genel Müdür bey beni çağırttı:
- Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:
- Anlamadım! Hangi kartlar efendim?

- Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...

- Çabuk hemen hazırlayıverin.
- Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?

Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:

"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"

1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..

Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:


"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"
...

1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..

2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!

Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..

Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.

209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:

"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."
...

Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."

"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."

“Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber.”

"Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."

"Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."

"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."

“Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun”

"Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."

"Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."

"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."

"Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"

“Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.”

“Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin”

“Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş”

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

"Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

***

Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı? )))
sevmEk biR sanAttIR, ve inAn bAna bu sanAtI herkes hakkIyLa iCra edemEz...

Kullanıcı avatarı
esinoviç
Yeni Üye
Mesajlar: 98
Kayıt: 11 Ara 2006, 09:58
Konum: kocaeli

Mesaj gönderen esinoviç »

harika ya elerinize sağlık
Güneşin rengine benzemez gece...
Üşütür ayaz, korkutur karanlık...
Bir gariplik bir hüzün kaplar içimi...
Ya bu şehirde BEN fazlayım
Ya da BİRİ eksik...

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

[font=Comic Sans MS]Cem Yılmaz, mail yoluyla sanal dünyada tura çıkan bu şiirinde Türkiye'nin sorunlarını da ele alarak ülkemiz gerçekleri hakkında inanılmaz tespitler yapıyor! İşte Cem Yılmaz'ın Türkiye'nin durumuna mizahi, ve bir o kadar da entelektüel bakış açısıyla yazmış olduğu şiir:

İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, cağiz diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
"Avrupa Birliği" denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından dayakın!

Yaktığın yerleri "orman" diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadık o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır "garip yaşamış vatandaş"ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Cem YILMAZ[/font]

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş. Dersin bitiminde çocuklara sormuş: "Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?" Önce David cevap vermiş: "Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche alırdım." Ardından Mike cevaplamış: "Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime sonmodel bir Cadillac alırdım." En son Küçük Joe yanıtlamış: "Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kapının önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!..."

Kullanıcı avatarı
Ati10
Admin
Admin
Mesajlar: 957
Kayıt: 12 Eki 2006, 01:48
Konum: burhaniye
İletişim:

Mesaj gönderen Ati10 »

ahh gençlik... bizim zamanımızda en değerli maden altındı..
silikonu nerden bilebilirdik:)
güzelmiş nihan teşekkürler :)

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Evde kadin kocasini hasliyor :
- Hiç olmazsa su yan komsularimizi örnek al... Kaç yillik evliler ama birbirlerine hala balayinda gibi davraniyorlar... Adam karisini arabada, kapinin önünde, her yerde öpüyor... Yaziklar olsun! Sen neden ayni seyi yapamiyorsun?
- Yaparim yapmasina ama, ben kadini iyi tanimiyorum ki

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Diyete karşıyız...

Dostlar, atışır da yiğitler susar mı
Elma ilen armut, piftek yerini tutar mı
Adem olan layt marul yutar mı
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...

Doymuş ile doymamış bir olur mu
Sıratta galoriden sual olur mu
Hiç nutrasweetten baklava olur mu
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez orta boy bir göbekten...

Coşar şu deli gönül börek, mantı, pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle enle boyla
Elastik bir heyvandır mide olur yayla
Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...

Çiçek dalda güzeldir, guzu şişte...
Üç beyazı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten liften

Zarar gelmez kimseye MUHTEŞEM bir göbekten...

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Kadin: Ben ölürsem ne yaparsin? Tekrar evlenir misin?
Adam : Hayir. Kesinlikle hayir !!
Kadin: Neden?? Evli olmak hosuna gitmiyor mu!!??
Adam : Öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.
Kadin: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki??
Adam : Tamam. Tamam. Evlenirim.
Kadin: (yüzünde üzgün kirgin bir ifadeyle)
Evlenirsin..
Adam : (ne diyecegini bilemez ve azicik kizgin bir iç çeker)
Kadin: Onunla bizim yatagimizda mi yatarsin?
Adam : Baska nerde yatilabilir ki??
Kadin: Benim resimlerimi kaldirip yerlerine
onun resimlerini koyar misin??
Adam : Sanirim bu yapilacak en uygun sey olur.
Kadin: O zaman onun benim ayakkabi
koleksiyonumdan ayakkabilar
giymesine de
izin verirsin....??
Adam : Hayir onun ayaklari 37 numara...
Kadin: ......................????
Adam : Hönk...............!!!!!!!

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

iş gürüşmelerinde soru cevap

Banka personel genel mudur yardımcısı mülakata girer:

Gmy - Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz, malum bayansınız.

Mm - hayır düşünmüyorum.

Gmy - malum bayansınız, istersiniz bir ara?

Mm - esimle şimdilik düşünmüyoruz beyefendi.

Gmy - olur mu, hayatin neşe kaynağı onlar.. Bakin bende üc tane
var.

Sizde ileride istersiniz.

Malum bayansınız?

Mm - oldu olacak seviselim, üreyelim, bitsin bu mülakat
isterseniz.


> > *

Veren: Bu şirkete ne katacaksın?

Alan: Birbirine katacam şirketi .!

> > *


İs veren: peki şirketimize neler katabilirsiniz?..

Aday: neşe katarım !..

> > *


Sayın x , cv'nizden anladığım kadarı ile bi kaç senede bir iş

değiştiriyorsunuz. Sebebi nedir acaba ?

- Parası çok geldi ayrıca rahat bana batar. Bi de sizin gibi mükemmel
bir mudur arayışı içindeyim yıllardır.bu durumda sizinle iyi
anlaşacağımızı sanıyorum. Ne is olsa yaparım efendim.

- Fark ettim.

> > *

Patron : kız arkadasın var mi?

Aday : yakın zamanda ayrıldım, ama olmasını istiyorsanız bir tane bulurum.

> > *

- Çalışma arkadaşlarınızda aradığınız özellikler nelerdir?

- Adam olsunlar önce.

> > *


- 5 sene sonra kendinizi nerede görmek istersiniz?

- Senin su an oturduğun yerde


> > *

- Vardiyalı çalışabilir misiniz?

- Evet, ama sadece gündüz vardiyasında çalışmak istiyorum

> > *

- En güçlü yanınız?

- Kodummu oturturum.

- Pardon anlayamadım?

- Yani sey... Tuttuğumu koparırım.

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

Patron : kız arkadasın var mi?

Aday : yakın zamanda ayrıldım, ama olmasını istiyorsanız bir tane bulurum.


:mrgreen:
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

diziliyoruz....

en iyi arkadaşım diyen sıla ve selena, bizim mahalle’nin

arka sokaklar’ında binbir gece geçirdikleri

karınca yuvası gibi evlerindeki

sağır oda’da sürdürdükleri, acı hayat’larıyla

ters köşe’lere yatarak

şöhret’i yakaladılar.

bunu duyan cennet mahallesi’nin maçolar’ı karagümrük yanıyor zannederek, çiçek taksi’ye atlayıp

avrupa yakası’ndan köprü’yü geçerek

gönül yokuşu’ndaki ıhlamurlar altında’n

fırtına gibi bizim mahalle’ye geldiler.

bu arada kırık kanatlar’ı gümüş renkli

yanık koza’nın, kaybolan yıllar’ına

doktorlar, hayatım sana feda deseler de

kadın böyle sever diyen beyaz gelincik, ezo gelin’e gider.

bizim evin halleri’ni hatırla sevgili arkadaşım diyen candan öte iki dost, çareyi önce acemi cadı’ya, ardından hırsız polise sorar. ablam böyle istedi diyen kaynanalar, en son babalar duyar diyerek iki aile arasına yalancı yarim diye bir yabancı damat sokarak yolcu eder.

dede korkut hikayeleri’ndeki gibi geniş zamanlar’da

gelişen olayın arkası yaprak dökümü gibi gelir...

devamını merak mı ediyorsunuz?

televizyonun karşısına

dizilin… dizilin…

Kullanıcı avatarı
Şirine
Bizden Biri
Bizden Biri
Mesajlar: 437
Kayıt: 19 Eki 2006, 21:47

Mesaj gönderen Şirine »

Hamile Kadın Dialoglarıı

hick, hick hick...
- N'oldu askim, bisey mi var?
- Daha n'olsun Tankut. Baksana su televizyona...
- E ne var, mankenler Laila'da egleniyolar.
- Farketmedin mi??
- Yoo neyii.
- Bak su ortadaki kirmizili kiz var ya, ben anlarim, gozlerinden belli. Nasil kederli nasil uzgun. Sen bakma egleniyo gibi göründügüne, kim bilir ne derdi var garibin... Dokunsan aglayacak kizcagiz. Hick, hick.
- Haydaaaaaaaa.........




**hamile kadın sinirlidir**

- Ellerine saglik askim, yemek harika olmus. Biraz daha sulu olsaydi.
- Ne demek istiyosun sen Ahmet
- Hiic ne diycem. Dedim ki biras daha su......
- Kes kes annadim ben seni annadiiiiiiim. Annen çamur yapsa bayıla bayıla yersin dimi.
- Ama hayatim. Ben simdi ne de...
- Bak hala konusuyo, o kadar merakliysan annenin yemeklerine gider annenin yanına yerlesir, orada yersin doya doya.
- İyi de askim ben simdi annemden bahse..
- He ben durduk yere cikartiyorum yane dimi, kiskaniyo muyum ben senin anneni onu mu demek istiyosun.
- Yok hayatim ben kiskandigini filan söylemek isteme...
- Kes Ahmet kes, daha fasla konusup sinirlendirme beni. Hem suclu hem güclü yaaaaa...
- Haydaaaaaaa....


**hamile kadının tanımlanamaz ağrıları vardır**

-Ayh. Necdet kalk.
- Noldu hayatim, bi yerin mi agriyo.
- Evet ayh, elimi tut da dogrulayim.
- Neren agriyo sevgilim.
- Nasi annatiyim ki yaa. Boole su sag taraftaki kaburga kemigim sanki kirilmis, damarlari gercistirip boole liflere dogru bastiraraktan.
- ???
- Yane sanki boole lifler kopmus da damarlara carparaktan kemiklere boole dolanip da... Annadin dimi?
- ??? (saskin bakislar)
- Uffff. Uyu Necdet uyuuu.


** hamile kadınlar fena aşerir**

- Mehmeeet.
- ...........
- Mehmet kalk. Canim acayip kavun istedi.
- Yarin alsam olmaz mi askim yaaaaaaaa.
- Tabi ki olmaz. Simdi Alman lazim.
- Tamam hayatim alayim.
(tam kapidan cikacakken)
- Mehmet dur dur. Simdi de soole kaymakli bi ekmek kadayifi cekti canim. Bosver kavunu onu al sen.
- Tamam hayatim.
- Mehmeeet. Ciktin mi caniiim.
- Sole hayatim, tam cikiyodum.
- Bak sen kadayifi da birak. Hane gecen belgeselde cikmisti ya boole kirmizi bi meyve, bi tek afrikada yetiisiyomus. Ondan getir sen.
- E yuhhh artık.
- : (


** hamile kadın kıskanç olur**

- Ondan soona Melisciim. Ayse Hanim da katildi mi tartismaya.
- HAngi Ayse Hanimmis bu.
- E bizim ofisteki memure Ayse hanim.
- Daha önce hic bahsetmemistin bu Ayse hanimdan. Niye soz etmedin.
- Sirasi gelmemistir hayatim
- Bilmemi istemedigin bisey var da ondan mi annatmadin bana bu kadini.
- Yok hayatim ne olabilir ki. Alemsin valla.
- Sozu gecistirme Kenan. Kim bu Ayse hanim. Ne var aranızda.
- Olur mu oole sey askim. Hem kac yasinda kadin.
- He oole miii? YAsi kucuk bi citir olsa fena olmas hane dimi? Adisin Kenan.
- Haydaaaaa...

Kullanıcı avatarı
ülkü
Yeni Üye
Mesajlar: 244
Kayıt: 12 Eki 2006, 15:58
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen ülkü »

Bir müfettiş, ilköğretim okulu 2. sınıflardan birine teftiş için girer.
Arka sıralarda oturan mahcup bir öğrenci müfettişin dikkatini çeker:
"Kalk bakalım evladım. Alfabemizde kaç harf var, söyler misin?"
Öğrenci "25" der ve başlar harflerin adını söylemeye. Yalnız 4 harfi söylemeden geçer.
Müfettiş "Olmadı, 29 harf olması lazım" der ve harfleri yeniden söylemesini ister.
Öğrenci harfleri tekrar söyler. Sonuç yine aynı: 25...
Bu sırada uyanık bir öğrenci söz alır.
"Öğretmenim o Fener'lidir... U, E, F, A'yı bilemez..."

:hehehe:

Cevapla
Disable

“Mizah” sayfasına dön