Beyin Fırtınası

Genel Konular
Kullanıcı avatarı
ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 100
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk »

Güzel bir yazı sevgili eftelya ve çok önemli bir konuya dikkat çekmişsin:Ülkemizde kadınlara uygulanan şiddet.
Bu konuda görüş belirtmekte, yorum yapmakta sayısız fayda var. Önce bayan üyelerimiz yazarsa etik açıdan daha doğru olur kanaatindeyim. Çünkü mağdure durumundalar. Ben, bu konuda daha sonra, izinlerinizle, derin ve ayrıntılı bir analiz yapmaya çalışacağım. Yazacaklarınız benim için en değerli kaynakları oluşturacaktır.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

Kullanıcı avatarı
xxl55
Yeni Üye
Mesajlar: 192
Kayıt: 12 Eki 2006, 19:18
Konum: ist.

Mesaj gönderen xxl55 »

konuyla ilgli kendi düşüncelerimi yazmam gerektiğini biliyorum ama bu yazının çok şeyi anlattığını düşündüğüm için buraya taşımak istedim




ANNE-BABA ARASINDAKİ TARTIŞMALAR VE AYRILIKLAR






Anne-babanın aralarındaki bazı tartışmaların çocuğa zararı yoktur. Ancak tartışmaların boyutları önemlidir. İnsanlar anlaşmazlıklarını tartışarak çözümlerler. Bu da çok doğaldır. Fakat tartışmalar; tartışmaktan öte, küfür, vurma, kırma, döğüşme şekline dönüşürse çocuğun dengesini zedeleyebilir. Çocuğa pek bir yarar sağlamayacağı gibi kızgınlık, öfke türü duygularını bastırması, kontrol etmesi gerektiği zamanlarda kötü bir örnek teşkil edecektir. Çocuğun; kendini koruyan, bakımını sağlayan kişilerin kontrolünü kaybettiğini görmesi, güvenini yitirmesine ve endişe duymasına sebep olacaktır. Bu tür örnekler ile karşılaşan çocukta; panik, korku, bazen de kabuslara rastlanabilir.


"Hiçbir Şey Yok" Demeyin

Bu tür davranışlar ile karşılaşan çocuğa "hiçbir şey yok" demek, açıklama yapmamak, belli etmemeye çalışmak çocuğu sakinleştirmeyecek, bilakis açıklama yapmadığınız için düşündüğü, hayal edeceği şeyler belki de daha kötü olacaktır. Diğer bir yönde anlaşmazlıklarınızı onun anlayacağı, ancak gerçekleri söyleyerek anlatmadığınızda ikiliklerle dolu bir dünyada yaşamaya yönelecektir. Tartışmalardan öteye giden anlaşmazlıklar sonucu "evi ayırma boyutuna gelindiğinde" çocuğunuza aranızdaki anlaşmazlığın ciddi olduğunu belirtmeniz gerekir. Sakladığınız takdirde daha sonra yapılan açıklamaları anlamakta güçlük çekecektir.


Bozulan Evliliği İyi Göstermek Güvensizlik Doğurur

Bozulan evlilikleri, iyi-olumlu gibi göstermeniz ileride çocuğunuzun karşılaşacağı olaylara karşı güvensiz olmasına neden olabilir. Diyelimki; eşinizden belli bir süre anlaşmazlıklarınızı gidermek veya düşünmek için bir süre ayrı yaşamaya karar verdiniz. Sadece bunun sizin ve eşiniz arasında bir anlaşmazlık olduğunu bazı kararlar almak için zamana ihtiyacınız olduğunu, ayrı yaşarken bu anlaşmazlıklarınızı çözmeye çalışacağınızı belki tekrar mutlu bir aile olabileceğinizi söyleyin. Bu anlaşmazlıkların sebebinin kendisinin olmadığını vurgulayın.

Çiftler arasındaki ayrılıklar bazen de hastalık veya alkolizm ile ilgili konularda olabilir. Çocuğunuza yapacağınız açıklama, eşinizin hastalığı ile ilgili olarak elinizden geleni yaptığınız, bir doktora başvurduğunuz ve ona doktorların yardım edeceği şeklinde olursa daha iyi anlamasını sağlar. Ancak; eşiniz tedavi olmayı reddediyorsa ve siz de yapacak başka birşey kalmadığını düşünüyor ve ayrılmaya karar verdiyseniz, çocuğunuzun sizi anlaması biraz daha zor olacaktır.

Çoçuğunuzun, hasta olarak kabul ettiğiniz eşinize hiçbir yardım yapmadan terkettiğiniz endişesine kapılmaması için defalarca da olsa sebeplerini anlatmalısınız.

Çocukların endişeleri bugüne kadar ona bakmış olan anne-babasının ayrılığı ile ona kimin bakacağı, ihtiyaçlarını kimin karşılayacağı endişesidir. Çocuğunuz boşanma kararınız karşısında direnecek kabul etmek istemeyecektir. Her ikiniz de onu sevdiğinizi, her ikinizin de ayrı evlerde olacağı, ikiniz ile de ayrı ayrı da olsa birlikte olacağını açıklayın.


Üzülmesin Diye Söylenen Yalanlar Yarar Değil Zarar Verir

Boşanmanız sonucunda büyük üzüntü duyacağı bir gerçektir. Çocuğunuz ayrılmanıza sebep her ne olursa olsun suçlayıcı bir tavır alacaktır. İnsanlar sevdikleri kişileri yitirdiklerinde veya ayrıldıklarında taraflardan biri ne kadar ilişkide yıpratıcı olurlar ise olsunlar hep iyi yönler ve anılar hatırlanır. Çocuğunuz eski eşinizden bahsettiğinde gerçekçi olun. Ancak; abartarak kötülemeyin. Tüm canlılar gibi yeni ortamlara, olaylara yaşayarak alışacaklardır. Siz de çocuğunuza destek vererek, ancak anne-baba ayrılığını size ve çevresine koz olarak kullanmasına izin vermeyip, beraber yaşayarak yeni duruma ve ortama uyum sağlamasına çalışın.

Gerçekler doğru şekilde söylendiğinde faydalı, üzülmesin diye söylenen yalanlar ise, çocuğunuz için unutmayın ki zararlı olacaktır.

Alıntıdır-Hazırlayan: Banu ÖZKAN



Boşanma ve Çocuk üzerindeki etkileri...



Boşanma kararı, süreci ve sonrası ebeveynler kadar çocuklar için de zor bir süreçtir. En sorunsuz boşanma vakalarında bile çocuklar anne-baba ayrılığından etkilenirler. Boşanmak ve ebeveynlerin ayrı evlerde yaşamaya başlamaları bir bitişin ama aynı zamanda bir başlangıcın da göstergesidir. Bu yeni yaşama alışma sürecinde dengeler değişecektir. Önemli olan ise iki ayrı ev arasında ortak dengeyi kurmayı başarmaktır, ki bu hiç de kolay değildir.

Çocukta; annesi babası ayrılınca ilk sarsılan duygu “güven”dir. Çocuğun, annesi babasıyla yaşarken oluşan “ güven duygusu ” bu ayrılıkla sarsılır. Elbette bütün etkiler için çocuğun yaşı, gelişim derecesi, o yaşa gelinceye kadar yaşadıkları, içinde bulunduğu kişilik durumu önem taşıyacaktır. Etkilenmenin biçimini, derecesini, buna karşılık olan tepkileri değiştirecektir. Bağımlı çocuklar daha derin etkilenmeler yaşarken, bağımsız yetişmiş çocuklar daha az, daha farklı ama etkileneceklerdir. Bunu unutmayalım. Anne babaları ayrılan çocuklar, ne denli karşıt düşüncelere, karşıt duygulara sahip olurlarsa olsunlar “onların yeniden birleşmelerini ” ister. Çünkü gereksinimleri budur. Onlar yitirdikleri güven duygusunu ararlar.

Anne babası ayrılan çocuk, birini ya da her ikisini birden suçlama eğilimdedir. Bu duygu çocuğun kendisine de yönelebilir.

Boşanma, çocukların kolay kavrayıp benimseyecekleri bir durum değildir. Hele okul öncesi yaşlarda büsbütün anlaşılmazdır. Çocuk anne-babaya yapışabilir, yani onlardan ayrılma korkusu ile davranabilir. Uyku, yemek, tuvalet problemleri görülebilir. Okul çocukları, anne-baba ayrılığını ayıp bir olay gibi saklama eğilimindedir. Öfkeli ve saldırgan davranışlar sergileyebilir, dikkati dağılabilir, notlar düşebilir, içe kapanabilir. Bu davranış biçimleri, çocuğun gelişim süreçleriyle birlikte farklılaşır.

Çocuklarda anne-baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok çeşitlidir. Huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik, içe kapanma, karamsarlık, depresyon ve saldırgan davranışlar en sık gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri; çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine ve boşanma sonrası dönemde, ana-babayla ilişkilerinin niteliğine göre değişir. Bu belirtilerin kalıcı olması da yine çok çeşitli etkenlere bağlıdır.

Her boşanmada, çocukların belli ölçüde örselendikleri göz önüne alınırsa, bunu en aza indirmek, ana-babanın yanlış tutumlardan kaçınmalarıyla sağlanabilir.

Bu nedenle, boşanması kesinleşmiş eşlerin şunları dikkate almasında fayda vardır:

Çocuğa boşanmanın ne demek olduğunu açık ve yalın bir dille anlatın. Bunu, eşinizi kötülemeden ve suçlamadan yapın. Geçinemediğinizi, bir arada mutlu olmadığınız, çabaladığınız halde anlaşmazlıkları gideremediğinizi belirtin.
Boşanmanın onu bir süre mutsuz, sinirli, hırçın yapabileceğini, bu tür duygularını saklamamasını, paylaşmasının onu rahatlatacağını söyleyin.
Boşanmada onun bir suçu olmadığını, onunla ilgisi bulunmadığını belirtin. Anne baba olarak sevginizin süreceğini, boşanmayla, anne ve babadan birini yitirmeyeceğini vurgulayın.
Çocuğu, eşinizle olan çatışmanızın dışında tutmaya çalışın. Onu kazanma yarışına girmeyin. Çocuğunuzu barışmak için aracı yapmayın.
Duygularınıza yenilip, çocuğu yan tutmaya zorlamayın. Size yaranmak için, eşinizi kötülemesine izin vermeyin.
Eski eşinizden öç almak için, çocuğu ondan yoksun bırakmayın. Bu durumda, asıl cezalanan eski eşiniz değil, çocuğunuzdur.
Çocuk, anne ve baba arasında top gibi gidip gelmemelidir. Bir evi, asıl evi olarak benimsemelidir. Çocukta sarsılan güven duygusu, ayrı yaşayan anne ve babayı sık görmesiyle değil düzenli aralarla ve sürekli görmesiyle onarılabilir.
Çocuğu, acıma duygularıyla ya da şımartarak eğitmeyin. Boşanma aşamasından sonra anne baba ayrı evlerde ve ayrı düzenlerde yaşasalar da çocuğun ortak bir tutum altında eğitilmesi gerekmektedir. Bunun için anne ve babanın evinde aynı kurallar olmalı, çocuğun eğitimi konusunda alınan kararlarda, kuralların uygulanmasında anne ya da baba birbirlerini sabote etmemeliler.
Ebeveynler çocuğun tedirgin ve güvensiz olduğunu düşünerek, aşırı tepkilerden kaçınmalıdır. Hele ki çocuk anne ya da babasına gönderilmemekle korkutulmamalıdır.
Çocukta gördüğünüz olumsuz davranışları, eski eşinize benzetmekten kaçının.
“Ne olacak babasının oğlu, babandan ne hayır gördüm ki senden göreyim! ”
gibi ağır sözler kullanmayın.

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

Allah başımıza vermesin şükür bugüne kadar da vermedi ama büyük konuşmayalım arkadaşlar

şiddet görüp,aldatılıp hala evliliğini sürdüren o kadar çok kadın var ki ve hiç birisi de onursuzluktan katlanmıyorlar başka sebepleri var; en başta da çocukları! sonra toplum! sonra aileleri!

bunları gözardı edemeyiz değil mi? ekonomik özgürlüğü de olsa bir kadının,toplumda "dul" olmak ne yazık ki kolay değildir kendi ailesinin yanına bile sığamaz insan sanırım hele de çocukları varsa

bir de çocuklarının gösterilmeme ihtimali var

ne bileyim dedim ya başıma gelmedi inşallah da gelmez ama çok param da olsa ben eşime şans tanırdım tekrar diye düşünüyorum
En son benderya tarafından 07 Şub 2007, 00:32 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
ismetk
Yeni Üye
Mesajlar: 100
Kayıt: 20 Kas 2006, 15:36
Konum: Balikesir

Mesaj gönderen ismetk »

Bunlar çok ilginç yazılar, Çok kaynak çıkacak gibi..,devam edelim.
"Ne mutlu Türk'üm diyene."
Mustafa Kemal Atatürk.

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

efdelya,benim bakış açım olumsuz değil ki dul kadınlara...ben ne yazık ki toplumun genelinin düşüncesini yazdım
ve pek çok şey gibi bunun da değişeceğine dair umudum yok :(

dayağa gelince evet okumuşu da dövebiliyor,okumamışı da ve ikisi de CAHİL ! kendisine bir emanet sayılan kadını dövebilenin erkekliğinden de insanlığından da şüphe ederim ben!

acizliğinden döver bir erkek;konuşamaz,konuşarak iletişim kuramaz ancak zayıf olanı döver :x


ve Kuranın arkasına da sığınırlar değil mi bunu yaparken? madem kuranda "dövün!" denilmiyor bunca yıllardır neden hala düzeltilmez ki bu? sanırım kadınların sözlerini dinletip bu konuları tartıştırıp,doğruyu buldurmaları gerekiyor yanlış yorumlar bakın nelere maloluyor!

bir kadın çocuklarıma bakamam endişesinden değil bana kalırsa daha önce de yazdığım manevi baskılardan dolayı kolay kolay boşanamaz çünkü dediğin gibi gerekirse temizliğe gider yine bakar bir şekilde

bazen de kadın ister ama erkek bir türlü boşanmaya yanaşmaz bence bu erkekler de tam piskopattırlar hem kadına eziyet et,üz hem de boşanmayacağım diye tuttur

insandır,hata insan için ve ben affedici olmaktan yanayım tek bir hatada çocukları da düşünerek evliliği hemen bitirmemekten yanayım

Allah bile kullarını affederken bize ne oluyor da bir şans daha tanımıyoruz ki? bunlar da benim nacizhane düşüncelerim
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

şiddet ve aldatma çekilmemeli tamam ama benim dediğim bir şans daha tanınmalı tekrarlarsa boşanma düşünülmeli

esengül,haklısın çocuklar için böyle ortamlar tabii ki zararlı ama ben bu şekilde devam etsin demiyorum ki,konuşulsun gerekirse destek alınsın sorun düzeltilmeye çalışılsın

ikinci şans vermekten kastım bu tekrar denensin belki değişir değişmezse boşanılsın diyorum ben

tek bir hatada evliliği bitirmek pek de doğru gelmiyor bana :roll
:
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

benim düşüncelerim tek taraflı değil hata insana mahsus dedim kadın da yapabilr hata ve erkek de onu affedebilmelidir tabii ki çocuk ikisinin de ve en az kadın kadar erkek de düşünmek zorunda

hayatın ne göstereceği belli olmaz ne bileyim ben çok gaddar olmamak taraftarıyım bir kere affetmek demek hep affetmek demek değil ki
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
papatya19
Yeni Üye
Mesajlar: 164
Kayıt: 05 Kas 2006, 19:11
Konum: kocaeli

Mesaj gönderen papatya19 »

benim bu sayfa daha yeni dikkatimi çekti evet beyinleri çalıştırıp paylaşmak çok ama çok güzel....
düşünceleri burda
boşanma konusunda değinicem ben burda

ya belki günümüzce geçinemeyen eşlerin evlenmeleri nekadr normalse boşanmaları da öle belki ama bu boşanmalarda ortada olan çocuklar hiç ama hiç düşünülmüyooo...onları yaşadığı sosyal durum psikolojileri vs anne ve babalar tarafından anlaşılmıyo...


bu boşanmadan kesinlikle ve kesinlikle bu boşanmanın acısını çocuklar çekiyo..
ya anne ya baba yada diğer olanaklar babane ve ananelerde kalıyolar anne ve babalar çocuklarına para vererek onları o şekilde mutlu etmeye çalışıyolar ama hiç bi çocuk bunlardan mutlu değil tam aksine anne ve babadan manevi destek yerine maddi destek gördükleri içn tamamen çırçın kendi bildiğini okumaya çalışan bir ebeveyn oluyolar..

onlar için yaşadıkları herşeyde büyük bi eksiklik yaşanyo bu anlatılmaz ve yaşanır :agla: :agla: :agla:


tabiki şiddet olan bi anne baba yanında yaşamak kadar da kötü bişey yok ama ne olur sa olsun
anne ve babayı bir arada görmek kadar mutlu edici bişey olamaz bi çocuk için...


en basiti bi okul hayatın da toplantı olduğunda bir anne baba yerine teyze vaya başka birinin toplantıya gelmesi bile o çocuğu inanılmaz bişekilde yaralıyor :(



bunlar çok kötü duygular dediğim gibi yaşanmadan anlaşılmaz


burdan tüm anne ve babalara sesleniyorum lütfen ama lütfen ama lütfen çocuklarınız yanında kavga etmeyim şiddet uygulamayalım ONLARA SAHİP ÇIKIN bu iki şık çok basit görünüyo belki ama bunlar çocukların tüm geleceğini ve haytını etkiliyo malesef :agla: :agla: :(
bir aynaya bakarken gördüğüne bide dua ederken göremediğine inan...

Kullanıcı avatarı
Ati10
Admin
Admin
Mesajlar: 956
Kayıt: 12 Eki 2006, 01:48
Konum: burhaniye
İletişim:

Mesaj gönderen Ati10 »

düşüncelerini bizimle paylaştığın için teşekkürler papatya..
çocuklar anne ve babalarını gerek aile içi ortamda gerekse toplum içinde bir arada ve yanında görmeleri çok önemli. tersi bir durum çocukta psikolojik olarak manen bir eksiklik duygusu yaratabiliyor..
kimse çocukları üzerinde hiç bir olumsuz etki yaratmadan ayrı bir yaşamı seçip devam ettirebildiğini düşünemez sanırım..
şiddet konusu ise belki bundan sonraki tartışmamızın konusu olabilir..

Kullanıcı avatarı
bocek
Yeni Üye
Mesajlar: 94
Kayıt: 12 Eki 2006, 16:01
İletişim:

Mesaj gönderen bocek »

ya bundan sonraa bıde bı sanatcıydı galıba konu anlatrım once


bayan genc bı bayan 30 yasında
daha onceden evlenmemıs ama sevdıgı ınsanla beraber yasanmıs o donemde evlenmeyı dusunmemısler ve sonra ayrılmıslar...
sımdı kadın baba olmadan cocuk yapmak ıstemıs ve turkıyede etık olmadıgı ıcın
amerıkayaı secmıs oradan sperm bankasından seckın bı sperm secmıs sımdı 4-5 aylık hamıle...
amerıkada spermı secerken veren sahsın bı ozgecmıs hastalıkları kısılıgı ve statusu yazıyoo...yalnız goruntu olarak gostermıyolar bılgısayarda sadece 3 boyutlu grafık
goruntusunu gosterıyo..ve aynı zamanda babaya soruyolar ılerde cocuk 18 yasına gelınce gorusmek ıstermısın dıye soruyolar bazıları kabul edıyo bazıları etmıyoo..bu kısıde kabul etmemıs...amerıkada ozellıkle suzluların bagımlı madde kullananın kesınle spermı kabul edılmıyo ..ve ozellıkle belırlı statude olanların ozellıkle bılımle ugrasan kısılerın kalıtelı akılllı nesıl yetısmek ıcınn.. sımdı konu bu olsun daha sonra tartısıcagımız .. babasız nasıl olcak bebegın babaya ıhtıyacı yokmu sız okararı nasıl verırsınız bebegın kaderını nasıl kendınız tayın edersını o baba sevgısını tatmıcakmı...

Kullanıcı avatarı
Ati10
Admin
Admin
Mesajlar: 956
Kayıt: 12 Eki 2006, 01:48
Konum: burhaniye
İletişim:

Mesaj gönderen Ati10 »

bu konuda esengülün düşüncelerine katılıyorum..
amaç sadece çocuk sahibi olma duygusunu tatmin etmekse bu bir acizlik bana göre..
çocukların dünyaya getirlme nedeni, yetiştirilme şekli, onların dünyası hayata hazırlanması aşamalarında yanında sadece bir annenin varlığı ne kadar yeterli olacaktır?
kadına şiddet ve yukarıda bahsedilen yöntemle çocuk sahibi olmak konusunda başka söyleyecek sözü olan yok sanırım.
o halde aklınıza ilk gelen yeni bir konuda devam edebiliriz...

Kullanıcı avatarı
nomad soul
Yeni Üye
Mesajlar: 17
Kayıt: 15 Şub 2007, 20:03
Konum: kars

cabalamamızın temeldeki nedenii NE ???

Mesaj gönderen nomad soul »

insan oğlu yasamı boyunca hep bir seyler icin cabalar

simdi siz degerli sıte sakınlerine soruyorum bu yasa kadar ne ıcın cabaladınız???????

belkı sok sacma gelıcek bu soru ama temelde bızlerı bu ıcgüdüye sOkan sebeb ne yada bunu üzerımızde
vazgecılmez bır zorunluluk olarak hüküm sürdüren ne

sizlerden ricam kendinizi kandırmadan ve avutmadan cevap veriinn

ben ne deliyim nede sarhos ama akıllı olduğum söylenemez yorumlarınızı beklıyorummmm...

:mrgreen: :mrgreen: :mrgreen: :mrgreen:
eskiden mikadooo :):):):)))

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

benderya yazdı:insanın yaşam amacı mı? sanırım rıkını devam ettirmek,çoğalmak...

tabii yaşarken de iyi insan olmak, insanlık görevlerini layığıyla yapabilmek

mi?
:roll:
demiştim :mrgreen:
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Kullanıcı avatarı
nomad soul
Yeni Üye
Mesajlar: 17
Kayıt: 15 Şub 2007, 20:03
Konum: kars

Mesaj gönderen nomad soul »

pekı sızce sadece üremek ırkının devamını saglayıp ıyı bır ınsan olma yolunda emın adımlar atmak yeterlımı ama unutmakı butun canlılar sadece cogalıp yukumlu oldukları vazıfeyı yerıne getır me güdüsündeler ama biz insanlar doganın muhtesem varlıgı bu konuda onlardan bır farkımızın olması gerekmıyormu_???????????????????????????????
eskiden mikadooo :):):):)))

Kullanıcı avatarı
benderya
Yeni Üye
Mesajlar: 189
Kayıt: 17 Kas 2006, 23:12
Konum: bedeni İstanbul'da ruhu Ankara:)

Mesaj gönderen benderya »

yok demek ki bir farkımız :mrgreen:

aklımızı kullanıp uzaya çıkıyoruz ya başka canlılar çıkabilir mi?

ve insan kadar kötü bir canlı da yoktur;işkenceleri insanlar düşünebilir mesela :(
------------------------------------------------------
"farkında mısın,ömür de bitiyor?"

Cevapla
Disable

“Genel Konular” sayfasına dön